Linkedin yayın tarihi: 22 Haziran 2019

Çocuğum, yeğenlerim ve öğrencilerim çocukluğum hakkında anlattığım hikâyelerden hep etkilenmişlerdir. Hatta hikâyelere doyamayıp daha da anlatmamı istedikleri olmuştur. Özellikle başıma gelen komik şeylerin hikâyelerini dinlemekten hoşlanırlardı küçükken. Nasıl bamya tarlasındaki dut ağacına kurulan salıncaktan düştüğüm, Ayşe Teyze’nin bahçesindeki çılgın gibi havlayan siyah köpekten nasıl kaçtığım, korktuğum sınavlardan nasıl yüksek notlar aldığım …, ancak yaşları biraz daha büyüdüğünde karşılaştığım zorluklar, üstesinden geldiğim engeller ve başa çıkmam gereken hayal kırıklıklarının hikâyeleri onları daha çok cezbetti. Çünkü hayatı öğrenmek istiyorlar, ona tüm zorluklara katlanmaya değecek bir anlam katmaya çalışıyorlardı.
“Çocukların ve gençlerin etkili hikâyeler anlatan bir büyüğe verdikleri tepki aynıdır. Dinlerler. Bu hikâyeler onlara, ailelerinde neler olduğunu, kim olduklarını, topluma nasıl uyduklarını ve dünyanın hangi düzende çalıştığını bulmalarında yardımcı olur. Büyüklerin gerçek hikâyeleri, masallarla aynı amaca hizmet eder – yaşam için metaforlar üretir.”

Hikâyeler herkese iyi gelir
Yaşanmış hikâyelerimizi, geçmiş maceralarımızı hatırlamak, kim olduğumuzu ve yaşamlarımızın ne anlama geldiğini netleştirir. Eski güzel günlerden bahsetmek ve en sevdiğimiz müzikleri dinlemek geçmişe ait olan duygularımızı canlandırır. Bizi tekrar o zamanlara götürür. Bence bu tecrübeyi yaşamak herkes için önemli ama hafızası zayıf olan insanlar için çok daha önemli. Alzheimer hastalığına yenik düşen teyzemi ziyaretlerim sırasında farkına vardığım şey şuydu; annem ikisine ait çocukluk anılarından bahsettiğinde hikâyelerin iyileştirici gücü devreye giriyor ve teyzem hikâyelerin sihri ile canlanıp herşeyi hatırlamaya, tepki vermeye başlıyordu. Hikâyeler yalnızca teyzemi değil onunla birlikte yaşayan aile fertlerini de canlandırıp iyileştiriyordu.

Hikâyeler kim olduğumuzun bir parçası aslında.
Hikâyeler, zihinsel ve fiziksel refah da dahil olmak üzere geçmiş nesillerin bilgeliğini aktarmak için insanlık tarihinin başlangıcında çoğaldı. Hikâyelerin gevşetme ve imgeletme özelliğinden dolayı hikâye anlatıcılığı, yaşam tarzı değişikliği üzerine yapılan çalışmalarda ve psikolojik iyileşmede kullanılabileceği anlaşıldı. Hemen hemen her durum için hikâyeler yardımımıza koşabilirler. Bağımlılıktan depresyona, boşanmadan kedere kadar her şey için farklı bir hikâye vardır paylaşılabilecek.

Harika bir hikâye yalnızca bir noktaya atış yapmaz birçok anlam katmanı içerir.
Onları keşfetmek için yaratıcı bir ruh hali ile hikâyeleri okumak veya dinlemek önemlidir. Detaylı tasvirler ve duygularla dolu hikâyeler gerçek algısı yarattığı için dinleyicilerin ilgisini çeker. Hikâye sizi karakterleriyle, betimlemeleriyle başka bir zamana ve yere taşıyorsa, ortak bir konu hakkında bir deneyim yaşatıyorsa o an nerede olduğunuzu bile unutturabilir. Sıkıntıların aşıldığı, kahramanın yeni maceralara atıldığı, bilgelik ve umut içeren hikâyeleri dinlerken içinizin cesaret, sebat ve kahramana ya da duruma yakınlık hissi ile dolup taşması tam da bu nedendendir. Dinlediğiniz bu hikâyeler yaşamınızda zorlu zamanları atlatmada size bir rehber hatta bir şifa kaynağı bile olabilir. Babamı defnettiğimiz günden birkaç gün sonra anneme taziyeye gelen bir arkadaşının başsağlığı dilerken söylediği bir söz anlamlı bir hikâye yaratmıştı zihnimde. “Sen de mi benim gibi sakladın eşini Emine” Yaşadığımız acının benzerini yaşayan biri vardı yanımızda ve vefat edenlerin yok olmadıkları yalnızca bir süreliğine görünür olmayıp saklandıkları fikrini uyandırmıştı bu kısacık hikâye cümlesiyle zihnimde. Babamı saklamış olma fikri yok olmuş olma fikrinden daha katlanılabilirdi ve bu hikâyenin şifası ile uyandığım ertesi gün daha umut doluydu benim için.

Hikâye anlatıcılığının terapötik gücü
Yaşadığım tecrübeyle diyebilirim ki hikâyeler inanılmaz güçlü terapötik araçlar olabilir. Yaşamla ve ölümle ilgili katı görüşleri değiştirerek yeni bakış açıları kazanmaya yardımcı olurlar. Kısıtlamaları kaldırarak düşüncenin esnekliğini arttırırlar. Yeni perspektifi ortaya koyarak, insanların gelecek için iyimserlik kazanmalarına yardımcı oluyorlar. Amaçlarını ortaya koymak ve onlara ulaşmak için gereken enerjiyi hayal güçlerini besleyebilirler. Hatta bağışıklık sistemini harekete geçirip hastalanan insanlarda iyileşmeyi hızlandırabilirler. Psikoterapi ve danışmanlık genellikle hikâye anlatıcılığını yaşam için bir metafor olarak koordine eder. Bir hikâyenin içinde bilinçaltında yaratılan bir durumun gerçek anlamını bulabiliriz.
Hikâyeler büyük bir güce sahiptir çünkü mutsuz insanlarda iyimserlik, umut ve bağımsızlık hissi yaratabilirler. Kendi problemlerimizi hikâyeler aracılığıyla çözme becerilerimiz gelişirken hikâyelerimizle başkalarının da kendi problemlerini çözmelerine yardımcı oluruz. Hikâyeler bizi derin bir bilinçaltı seviyesinde etkiler aslında. Etkili anlatılan hikâyeler, zihni, ruhu ve bedeni bütünsel refaha teşvik ederler.

Hikâyeler yalnız olmadığımızın, bizim gibi benzer şeyleri yaşayanların olduğunun en açık örnekleridir.

Yorum bırakın