
Düşünen okullar yaratmak için içindekileri de düşünür kılmak ve hatta düşünmeleri için özendirici olmak kaçınılmazdır. Okullardaki öğrenme ortamlarının idareciler, öğretmenler ve öğrenciler için nasıl fırsatlar sunduğu dikkate alınması gereken bir konudur günümüz şartlarında. Ben olaya öğretmenler açısından bakmak istiyorum bu yazımda.
Öğretmenlik eğitimini hem Türkiye’de hem de İngiltere’de almış bir eğitmen olarak yaşadığım iki farklı tecrübeyi sizlerle paylaşmak ve sunulan resmi ve gayri resmi fırsatların bir öğretmenin algısını nasıl açtığını, bilgisini nasıl arttırdığını gözler önüne sermek isterim.
İki ayrı vaka şeklinde sunacağım bu tecrübelerim şöyle;
VAKA 1:
Yer: İstanbul, Türkiye
Aday öğretmen yaşı: 30
Lisans Eğitimi: Boğaziçi Üniversitesi- Fen Edebiyat Fakültesi-Türk Dili Edebiyatı Bölümü-4 yıl
Öğretmenlik Eğitimi: Marmara Üni. -Eğitim Bilimleri-İngilizce Öğretmenliği Pedagojik Formasyon-1 yıl
Staj: 1 ay İstanbul’da bir ilköğretim okulu
Aday Öğretmenin Denetimcileri:
Sınıf öğretmeni: Gözlem yaparak staj dosyasındaki ilgili yerleri doldurması istenen kişi
Okul Müdürü: Sınıf öğretmeninin doldurduğu staj dosyasını imzalaması ve kaşelemesi istenen kişi
Üniversitesi Yetkilisi: Staj dosyasında yazılanları okuması ve diploma hak edişini onaylaması gereken kişi
Vaka Detayı:
Aday öğretmen, yukarıda belirtilen öğretmen yetiştirme programının akşam eğitimlerine katılır. 1 yıllık programda 2 okul dönemi boyunca haftada 5 akşam 3’er saat, defterini kitabını önüne açarak, eğitim bilimleri binasının havasız ve tebeşir kokan 100 kişilik anfisinde, ingilizce konuşmaya çalışan, beceremeyince Türkçe’ye dönen hocalardan İngilizce Öğretmenliği ile ilgili türlü türlü kuramsal dersler alır. Sadece 1 dersinin hocası 1 defa sunum yapma şansı tanıyarak öğretme kabiliyetini ölçümler. Diğer ölçümler hep yazılı sınav şeklinde yapılır. Staj zamanı gelir, aday öğretmene “Git kendine staj yapacağın okulu bul” denir.
Bir kaç okul dolaşan aday öğretmen, kendi eğitimini aldığı ilköğretim okulunda bir staj ayarlar. Sınıfın İngilizce öğretmeni “Ben size ne öğreteyim hocam zaten ingilizceniz şakır şakırdır” diyerek staj dosyasının içeriğine bile bakmadan aday öğretmene “Bana ek iş çıkmasın şimdi, siz kendiniz istediğiniz gibi doldurun.” der ve dersine başlar. Öğrencilerine arkasını döner ve 40 dakika boyunca tahtaya yazı yazarak tek kelime ingilizce konuşmadan dersi bitirir. Sınıfa verdiği talimatlar “Sessiz olun!”, “Yazdıklarımı defterlerinize geçirin!”, “Bunları yazmayan sınavda sıfır alır.” kıvamındadır. Hatta aday öğretmene ders bitiminde, “Dersler bu şekilde hocam, sıkılırsanız katılmak zorunda değilsiniz.” teklifini yaparak ne kadar anlayış sahibi bir öğretmen olduğunu da kanıtlar.
Israrla stajına sadık kalan aday öğretmen, okula gide gele öğretmenler odasında yapılan öğrenci dedikodularına, hizmetlinin çay ikramı kıyaklarına, önceden tanışmış olmasına rağmen okul müdürünün “siz kimsiniz ve burada ne yapıyorsunuz” sorusuna tanıklık eder fakat okulun, öğretmenlerine verdiği hiç bir öğretmen eğitimine denk gelemez. İçini öğretmenliğe ısıtan tek şey, öğrencilerle kurduğu ilişki olur. Özellikle staj süresince arka sıralara otururken tanıştığı derste zorlanan/haylazlık eden öğrencilerden öğretmenlik hakkında çok şey öğrenmiştir.
Kendi doldurduğu staj dosyası ilköğretim okulunun müdürü tarafından imzalanır, mühürlenir ve üniversiteye elden teslim edilir. Üniversitede görevli hoca bu dosyayı okur! ve diploma hazırlanır.
Tüm bu tecrübeler sırasında kimse aday öğretmenle öğretmenlik üzerine konuşmaz, düşüncesini ve duygularını sormaz, ona gerçek bir sınıfın içinde deneysel bir ders anlattırıp gözlem yapmaz. Öğretmenlik mesleğine uygunluk, sadece evrak hazırlama becerisi, sınavdan geçer not alma kabiliyeti ve üniversitede verilen derslere devam zorunluluğuna uyma kontrolünde ölçümlenmiştir.
VAKA 2:
Yer: Londra, İngiltere
Aday öğretmen yaşı: 33
Lise Eğitimi: Diploma geçersiz- uluslararası denkliği yok!
Lise Eğitimi Tekrarı: Yetişkin sınıflarında 6 aylık program tamamlanmış, GCSE sınavlarına girilmiş, Matematik, İngilizce ve IT sınavlarından en az B+ alma zorunluluğu karşılanmış
Lisans Eğitimi: Diploma geçerli- uluslararası denkliği var! Boğaziçi Üniversitesi- Fen Edebiyat Fakültesi-Türk Dili Edebiyatı Bölümü-4 yıl
Öğretmenlik Eğitimi: Diploma geçersiz- Unqulified teacher status (vasıfsız öğretmen statüsü)
Öğretmenlik Eğitimi Tekrarı: Middlesex Üniversitesi, Overseas Teacher Training Diploma (Denizaşırı Öğretmen Eğitimi Diploması) – 1 yıl- Eğitim için ön koşul bir İngiliz Devlet okulunda en az 2 yıl yardımcı öğretmen olarak çalışmış olmak ve okul müdürünün referans mektubunu almak
Staj: 1 yıl boyunca referans aldığın okulda çalışmaya devam etmek
Inset days: Yılda 6 gün, değişik zamanlarda yapılan öğretmen eğitimleri, okul bu günlerde sadece öğretmenler için açıktır ve okulun gelişim alanlarına göre okul müdürünün belirlediği konularda, tüm öğretmenler gün boyu alanlarında uzman eğitimcilerden interaktif eğitimler alır.
Aday Öğretmenin Denetimcileri:
Görevlendirilen sınıf öğretmeni: aday öğretmeni her açıdan her gün gözlemleyen ve haftalık geri bildirim toplantıları yapan öğretmen
Görevlendirilen okul müdür yardımcısı: ayda bir defa tüm gün aday öğretmenin verdiği dersleri gözlemleyen ve geri bildirim toplantıları yapan öğretmen
Belediyeden gelen müfettiş: Yılda 4 kez okulun bağlı bulunduğu belediyeden gelerek aday öğretmenin verdiği en az 1 derse giren ve geribildirim formlarını dolduran müfettiş öğretmen
Üniversite Yetkilisi: Yıl sonu mezuniyeti için hazırlanan tüm çğretmenlik kanıtlarıyla dolu dosyaları görmeye gelen ve 1 tam gün okulda aday öğretmenin derslerine girerek dosyalarını inceleyen öğretmen
Vaka Detayı:
Aday öğretmen, yukarıda belirtilen öğretmen yetiştirme programına dahil olduğu üniversiteye 1 yıl boyunca haftada 2 tam gün çalıştığı okul tarafından maaşı ödenerek gönderilir. Sorumluluğunu aldığı sınıfa, okula gittiği günlerde, onun hazırladığı ders programını takip ettirecek yardımcı öğretmen atanır. Üniversite profesörleri, 20 kişiden oluşan bir sınıfta, kuramsal derslerin yanısıra uygulamalı ders ödevleri verir ve takip eden hafta bu ödevler üzerinden öğrenmeler sınıfta paylaşılır.
Dersler rahat ve eğlencenin parçası olduğu bir atmosferde yapılır. Her dersin hocası mutlaka her hafta öğrenmelerin de yer aldığı bir makale yazma ödevi verir. Ders geçme puanları bu makalelerden, sınıf içi tartışmalara katılımdan ve vaka analizleri yapılan grup içi çalışmalardan alınır. Zaten aktif olarak aday öğretmenin çalıştığı bir okul olduğundan ayrıca staj yapma zorunluluğu yoktur.
Aday öğretmenden sorumlu denetimci sınıf öğretmeni, ilk 2 ay onun verdiği dersleri sadece gözlemlemesini ister aday öğretmenden. Ayrıca, öğrenmelerini yazması gereken formları tamamlamasını ve konu işleyişi, disiplin olayları, idari yükümlülükler, veli iletişimi vs.hakkında soruları varsa sorması için aday öğretmeni gönüllendirir. Her hafta bitiminde 1-2 saatlik geri bildirim toplantıları yaparlar aralarında. Bu toplantılarda “Ne iyiydi, ne daha iyi olabilirdi, haftanın öğrenmeleri, merak edilen detaylar” vs konuşulur. Notlar alınır ve dosyaya yerleştirilir.
Aday öğretmenin işine devamı, önemli bir değerlendirme kriteridir. Bunu takip eden, okula gelmediği günleri kayıt altına alan denetçi ise, aday öğretmenden sorumlu müdür yardımcısıdır. Ayda bir sınıftaki eğitimlere katılarak gözlemler yapmasının yanısıra, aday öğretmenle yaptığı aylık toplantılarda tespitleri üzerine geri bildirim verirken yaşanan olayların nedenleri üzerine konuşulur. Aday öğretmene yöneltilen sorulardan bazıları şunlardır; “ İşe devamını kolaylaştırmamız için bizden beklentin nedir?” “ …. sorununu çözmen için sana bir desteğimiz olabilir mi?” “Bizden ….. konusunda beklentin nedir?”, “Senden beklentimiz…….. yönündedir. Bunu karşılama konusunda ne düşünüyorsun?”, “Eğitim programın nasıl gidiyor? Bunun işleyişini senin için nasıl kolaylaştırabiliriz?”, “Almak istediğin ek eğitimler var mı?”……
Aday öğretmen okul yaşamının bir parçası olduğundan tüm öğretmenler ve öğrenciler kendisini tanır ve her fırsatta aralarında iletişim kurulur. Öğretmenler odasının duvarları, önemli bilgi panoları ile doludur. Örneğin; kronik sağlık sorunu olan öğrencilerin resimlerinin altında rahatsızlıkları ve ilk yardım sırasında yapılması gerekenler yer alır. Aylık etkinlik takvimi panosunun hemen yanında, resim derslerinde çocukların güzel yaratımlarının sergilendiği başka bir pano vardır. Öğrenciler veya öğretmenler hakkında alaycı, yargılı ve faydasız konuşmaların prensip olarak asla yapılmadığı öğretmenler odası, bazen ders saati boş olan öğretmenlerin bilgisayarlarında çalıştığı bir kütüphane olurken, bazen de güzel kutlamalara ev sahipliği yapar. Öğretmenler her sabah okul zilinden 15 dakika önce burada hazır olur ve okul müdürünün o gün için yapacağı duyuruları dinler; okula gelecek ziyaretçilerin bildirildiği, önemli başarıların paylaşıldığı, hasta olan ya da evlenen öğretmenlerin farkına varıldığı bir odadır burası.
Aday öğretmen, veli toplantılarına katılır, ceza alan çocuklarla konuşur, okula gelen misafirleri karşılar, okulun girdiği projelere destek olur, bahçe ve yemekhane nöbetlerinde görev alır. Yani kısaca, ilk gün eline okusun diye verilen 2 büyük klasörün içinde yazılan okul kültürünün her gün içinde yaşar. Tüm bu tecrübelerini de her fırsatta resmini çeker, kanıtını toplar ve dosyasına 1 yıl boyunca yerleştirir.
Belediyeden gelen müfettiş ve üniversiteden gelen müfettiş işte bu klasörlere bakıp kanıtını az gördüğü konuları konuşur aday öğretmenle. Onun öğretmen olmayı hak ettiğine ikna olmak için okulun müdürü, müdür yardımcısı, sorumlu sınıf öğretmeni ile konuşur ve derslerine girerek gözlem yapar.
Öğretmenlik diplomamı hak ettiğime ikna olmak için İngiltere’deki denetçilerimin bana sordukları sorular şunlardı; “Öğretmenlik kanıtların için hazırladığın bu dosyalardaki (benim 22 dosyam vardı ve okula büyük bir bavulla taşımıştım onları!) içerikten memnun musun?” “Eksik kaldı dediğin bir şey var mı?” “Bu süreç sana bu ülkedeki eğitim programı hakkında ne düşündürdü?” “Hala tamamlanmamış bilgi olarak hissettiğin ne var?” “Önümüzdeki 1 yıl içinde hangi konularda kendini geliştirmek istiyorsun?” “Bu gelişime nereden başlayacaksın?” ve en önemli soru da şuydu bence; “Eğitim vereceğin çocuklar hakkında ne düşünüyorsun ve onların yanında kendini nasıl hissediyorsun?”
Bu yazıyı, öğretmenin profesyonel öğrenmesini etkileyen pek çok şey olduğunu ve bunda en önemli faktörün düşünmesi için ona yöneltilecek sorular olduğunu fark ettirmek için kaleme aldım. Türkiye’nin okullarındaki öğrenme ortamlarının genişlemesi ve öğrenmeye yönelik bireysel eğilimlerin göz ardı edilmemesi en büyük dileğim.
Koçluk, “dinamik öğrenme” olarak tanımlanan modelin merkezinde yer alır. Bence, koçluk, dinamik öğrenmeyi tetiklediğinden “düşünen okul” tanımının temellerinin atılmasına çok büyük bir katkı sunabilir eğitim camiasına.
Koçluk yetkinlikleri, “düşünen okulun” tüm personelini değerli kılar. Aslında koçluk, eğitimle uğraşanların temel bir öğretisi olmalıdır.
Koçluk mesleğini öğrendikten sonra anladım ki, İngiltere’deki meslektaşlarım öğretmenlik eğitimimde bana sürekli koçluk yapmışlar. Koçluk yoluyla, beni çözüme odaklandırmış ve kendi kendimi değerlendirebilir kılmış ve karmaşık durumlarda yolumu bulabilmeyi sağlamışlardır.
Koçluk eğitimi, bir öğretmene karşılaştığı çeşitli zorluklarla olumlu bir şekilde başa çıkma becerisi kazandırır, bu zorluklar, bazen sinirli bir ebeveyni, bazen isteksiz bir grup öğretmeni, bazen de idareden önünüze düşen dağ gibi evrak işlerini yönetmek olabilir.
Koçluk eğitimi alamayan öğretmenlerin en azından bir koçla çalışmasını öneririm. Koçlar, koçluk alan bireyleri kendi için olası çözümleri değerlendirebilmelerini sağlayacak şekilde sorgular; koçluk, koçluğu bilmeyenlerin düşüncelerinin aksine, tavsiye vermekle ilgili değildir.
Koçluk, bireyi şu anda bulunduğu yerden alıp potansiyelini tam olarak kullanabileceği yere yolculuk yapmasını sağlamakla ilgilidir. Koçluk becerileri bir günlük bir kursla geliştirilemez; uluslararası koçluk federasyonları tarafından akredite edilmiş programlara katılarak, zaman içinde sürekli mesleki eğitimler alarak geliştirilebilir.
Kendini geliştirmek isteyenlerin ve özellikle genç beyinleri geliştirmek isteyenlerin yolu koçlukla kesişsin dileklerimi sunuyor ve yazımla ilgili yorumlarınızı iletmek için bana ozarin.gunay@gmail.com adresimden ulaşabileceğinizi hatırlatmak istiyorum.
